Kategoriler
Blog

Boğaz’a küçük bir gezinti!

İstanbul’un insanı büyüleyen bir havası olduğu tartışılamaz ama bazı yerler bir başka özel ve büyülü.

Bunların başında gelenlerden birisi de İstanbul Boğaz’ı…

Boğaz sizi hayattan birkaç dakikalığına uzaklaştırıp, hayaller dünyasına sürükler…

“İstanbul’da, Boğaziçi’nde
Bir garip Orhan Veli’yim
Veli’nin oğluyum
Tarifsiz kederler içinde
Urumelihisarı’na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum
İstanbul’un mermer taşları
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları…”

Demiş Orhan Veli Kanık.

Mutlu edeceği kadar, kederler içinde şiirlerde yazdırdığı da söylenir.

Biz sizi Arnavutköy’deki penceremizden Boğaz ile buluşturarak farklı hayallere daldıracak ve küçük bir gezintiye çıkaracağız.

En mutlu, en hüzünlü…

Gününüz ne olursa olsun görüşmek dileğiyle!

Kategoriler
Blog

İyisi ve kötüsü ile; Tüm gecelere!

Yemek yenilen yer değildir meyhane, anıların yad edildiği, dertlerin tasaların paylaşılarak çoğaldığı, kutlamalar derken, en büyük sorunların çözüme kavuşturulduğu bir dergah…

Adaptan geçiyor ya her mesele;

‘’Adabı vardır rakının.
Önce kiminle içtiğini bileceksin,
sonra kime içtigini.
Değecek mesela içtiğin meseleye.
Ya keyfe içeceksin,
laf getirmeyeceksin kadehindekine.
Çünkü kolay kırılır rakı kadehi.
Bir de masada olmayana,
olsun istediğine içeceksin. ‘’

Sarhoş olmak istersin ve olursun ama bunu zevkle yapmak bir meziyet ister. Sohbetle dolu bir sofrada, tadımlık mezeler ve rakı ile saatlerce sürecek, çakırkeyf ile başlayıp masadan arkadaşlarınız veya sevdiklerinizin omuzlarında gülen yüzler ile kalkabileceğiniz…

İyisi ve kötüsüyle geçirilen tüm gecelerinize!

Kategoriler
Blog

Çocukluğun Saflığını Hatırlamaya, Gençliğinin Heyecanını Tekrar Yakalamaya Gidersin…

Çocukluk anıları, gençlik anıları… Hepsi farklı farklı hatıralar bırakmıştır bizde. Uçurtma gördüğümüzde gülümseten, sırtında çanta olan bir öğrenciye baktığımızda lise sıralarına özlem oluşturan anılardır bunlar ve tabi her zaman görüşemesek de gönül bağımız olan dostlarımızla olan anılarımız…

Anlatmaya kalksak en saf gülüşümüze ortak olan, en sevinçli anlarımızda yanımızda olan, aşık olduğumuzda karşımızdakine söyleyemesek de duygumuzu hiç bekletmeden anlattığımız dostumuzla neden görüşemediğimizin bahaneleri vardır. Aramız açıldığından, samimiyetin bozulduğundan değildir bu görüşememe; ilk karşılaşmada, ilk görüşmede her şey kaldığı yerden devam eder. İşte böyle bir dost arar ‘Ne yapıyorsun bu akşam, görüşemiyoruz uzun zamandır’ der, hatıraların canlanır ve ‘Tamam’ der gidersin, tokuşan bardaklarda gülümsemeye gidersin. Eskiyi yad etmeye; çocukluğun saflığını hatırlamaya, gençliğinin heyecanını tekrar yakalamaya gidersin.

Müziklerimiz ve mezelerimizin size eşlik ettiği, anıların canlandığı ve saf tebessümlerin yüzünüze vurduğu böyle günlerde görüşmek üzere.