111

Nasıl ki her sohbet ortamının bir adabı, bir dili varsa rakı içmenin de bir adabı vardır…

Ettiğimiz her sohbette konuşma dilimiz farklıdır. Bu dili konuştuğumuz kişiye ve sohbet ettiğimiz ortama göre ayarlarız, yerine göre dilin kemiği oluverir bir anda. Nasıl ki her sohbet ortamının bir adabı bir dili varsa rakı içmenin de bir adabı vardır, rakı içmek bir kültürdür. Bu öyle bir kültürdür ki taa eskilere dayanır, zamanın ‘Gedikli Meyhane’lerine…

Necip Mirkelamoğlu Rakıname’sinde ne de güzel demiş,

İçmesini bilene, zevk-u sefadır,

İçmeyi bilmeyene, cevr-ü cefadır rakı.

Bir münasip mikdarı, muhabbet anahtarı,

Kaçırırsan ayarı, can’a ezadır rakı.

 

Rakı içileceği zaman sofralar kurulur, öyle kuru kuru içilmez; rakılar doldurulur, hepsi aynı hizada olacak şekilde; bardaklar tokuşturulur, sonra bardaklar bir kez masaya vurulur… Başlasın sohbet. Bu sohbet bilindik sohbetler gibi değildir, ağızlar değil gönüller konuşur bu sohbette. İşte böyle bir şeydir rakı içmek.

Boğazın ışıkları gözlerimize, Arnavutköy’ün samimiyeti gönlümüze meze olduğu bir günde rakılarımızı tokuşturmak dileği ile.

 

Post a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir